Kayıtlar

Haziran, 2022 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

Umutlu Günler Şimdilik Uzak Gibi Duruyor Ama Belki Uzansak Dokunuruz

Resim
       Merdivenleri tek tek çıkıyorum. Anımsıyorum da ilk okulda ikişerli üçerli çıkacak kadar heyecan doluydum. Yitirdim bütün heyecanları. Fıtık başlangıcı varmış. Doktor öyle dedi. “Ağır yük kaldırma çok da biçimsiz oturma.” Göz numaram büyümüş. Bunu doktor söylemedi. Git gide okuyamaz oldum tabelaları. Önceden olsa dert edinir koşardım doktora, tut ki heyecanımı yitirmişim görmek istemiyorum pek uzakları. Kalbim bin türlü yerinden darbe alır ben bulaşık yıkarım. Sen ölmüştün mesela faturalarımı yatırmam gerekti. Sokak kedilerinin sevilmeye ihtiyacı vardı ne biliyim atılması gereken çöpler vardı. Geç uyanıyorum. Kendiliğinden sönmüş bir sigaranın baş ucunda buluyorlar beni. Sabah güneşi vurmuyor eve. Bir sağa bir sola sıkılıp duruyorum. King Crimson açık Spotify’da ve beni en çok annem affetti. Onu düşünüyorum. Yaramaz, hayta bir oğluydum. Hayal kırıklıkları yaşattım durdum. Hayatım boyunca küçük ya da büyük yalanlar söyledim. Affet. Affetmek için sebep arama...

Beni Yine Anlamamanın Verdiği Kırgınlığı da Görmedin Sen

Resim
       Yola çıktığım zamanlarda fark ediyorum da çok farklı hayatlar var. Her otostop maceramızda ne hayatlar yatar. Kimi çocuğunu kaybetmiş buna alışmaya çalışır, kiminin daha yeni çocuğu olmuş babalık heyecanına kapılır.      Emrah’ın arka vokalliğini yapmış birisi durmuştu zamanında. Şimdilerde müzikten uzaklaşmış. Tasavvufa yönelip silip atmış geçmişini. İllegal işler yapana da ekmeğini taştan çıkarana da denk geldim şu yollarda. Onların hayatını dinlemekten çok kendi hayatım adına yenilikler duymak istedim. Beni yoldan almak için duran her araba kendimden kaçmak için yeni bir fırsat.      Yol boyunca kendi hayatımı yazar ve oynarım. Kimi zaman kitapları çıkmış bir yazar, kimi zaman bir gitarist olurum. Üç kardeşim olurdu bazen. Abim çok ünlü bir oyuncu belki ablam Amerika’da doktora yapıyor olur. Kendimi ve ailemi ne olarak tanıtıyor olursam olayım yolun sonunda bir köşeye sakladığım kişiliğime döner, yüzleşmek zo...

Ben Sana Git Demedim Ki

Resim
Hani mahalledeki parkta yağmur yağdığı için kaydırağın altına sığındığımız zamanlar vardı ya. Senin, oturduğunuz apartmana bakıp bakıp annem mi çağırıyor acaba diye tedirgin halde beni dinlediğin zamanlar. Beni gerçekten dinliyor muydun? Yoksa yağmuru kim döküyor diye mi soruyordun? Bir erkeğin kalbi kime aittir? Bir erkeğin ruhu kime? Bedenin kime ait? Ben sana git demedim ki. Bırak yağmur yağsın. Hani demiş ya şair, “A little rain doesn’t hurt anyone” biraz yağmur incitmez kimseyi. Başına düşen damlaların saçlarını acıttığını görüyorum. Her bastığın çizgide canının yandığı gibi. Ben sana git demedim ki. Bırak da geçsin ayakların kapılardan. Kapanan kapı olma. Uyku için kapanan gözler. Olma. Farkına var. Sen bu dünyanın kalbisin. Durursan biz de ölürüz. Ben sana git demedim ki. Hem neden öyle bir şey söyleyeyim? Sokağa adımını attığı andan itibaren harekete geçen bir organizmadır insan. Sokağa adımını at. İlla gideceksen de, dönmek için git.