Kayıtlar

Mart, 2025 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

Duanın Sessizliği: Kabul Olmayan Bir Çığlık

Resim
 Bir çocuk tanımıştım yıllar evvel. O zamanlar ruh hali ve kafası tuhaf gelmişti. İlk cümleleri ne olmuştu, biliyor musunuz? “Ben, daha 4-5 yaşlarındayken annemin alt başörtüsüyle boğulmaya çalışılmış biriyim. Hiç adam akıllı sevgi görmedim. Her zaman içimde bir korku, bir endişeyle büyüdüm. Küçük bir çocukken de, bugün hâlâ bu yaşımda da her gece ölmek için dua ediyorum ama ölemiyorum. Şimdi intihar da edemiyorum. Bir yandan korkuyorum, bir yandan da inancım gereği cehennemlik olacağımı biliyorum. Söylesene hocam, Allah neden benim dualarımı kabul etmiyor? Ben neden hâlâ yaşıyorum?” Ben Selman. O zamanlar bir köy camisi imamıydım. İşime ibadet gözüyle bakarsam cemaatim, iş olarak bakarsam da müşterim fazla yoktu. Sakindi görev yaptığım yer. Belki de konumu itibarıyla öyledi; bir tepe başında, secde tarafı uçurum olan bir camiydi orası. Günlerim genellikle sabah namazından sonra camiyi temizlemekle başlar. Ardından bahçedeki bitkiler ve ağaçlarla ilgilenirdim. Sonrasında da oturur ...

Ne Yazan Biziz Ne De Yazılanlar Bizden

Resim
       Kavganın göbeğidir bloğumuz. 5 yıl önce çıktık bu yola. İddiamız yok. Olmadı. (ha)Olmayacak anlamına da gelmez. Aslında içimizde kopan bir dürtüydü. Sonra aldı başını yürüdü gitti. Öyle uzaklara gitmedi ama bizimle birlikte yürüdü gitti işte. Kaç yazı oldu kaç sözcük tükettik.   İşte bunca gevezelik… Bazısı zihinden, bazısı gönülden. Sus pus olanlar oldu. Bloğu karanlığa gömdüğümüz her defasında yeniden ayağa kalktık. Ben hangi kavrama tutunsam çakılıp kaldım. Ama bizi ayağa kaldıran kavramın da bir sebebi vardı.     Benzerlerimiz yoktu. Bizim kalemimizden orman olmazdı. Milli park belki. Bizden bir tane daha vardıysa da uzaklarda bir yerlerde, bize dokunmamışlardı. Bu yüzden mi sustuk, bu yüzden mi eksik kaldık. bu yüzden mi yarım bırakıldık?       Sebepsiz yazmadık, sebepsiz de susmadık. Biz yine geliriz. Yazar, çizer, söyler... Biz yine gideriz. Biz uzaklaşır, belki bir dergi çıkarırız. Hiç satmayız. Bazen yazmak için beş ...

Ramazan Şehri/Şehr-i Ramazan

Resim
Oruçlu olunca insanın yazası mı geliyor nedendir bilmiyorum ama Ramazan ayı beni okumak ve yazmak için şevklendiriyor. Oruçlu olmak insanı yavaşlattığı gibi sanki zamanı da yavaşlatıyor. Zaman hızlı geçsin diye bir sürü şey yapıyorum. İşim gücüm yokken ve Ramazan uzun yaz günlerine denk geldiğinde daha öğlen ezanı okunduğunda arkadaşımla kendimizi dışarı atardık. Yürümek, gezmek o kadar zor olurdu ki. Ama evde oturup vaktin geçmesini beklemektense vakit geçsin diye onu ittirmek daha bereketli olurdu. Sonra iş güç edindik. Mesai sürecinde nasıl geçecek bu oruç diye düşünürdüm. Hele de on bir ay boyunca her gün çıktığımız öğlen yemekleri vakti. Uyurdum. Öğle molasında iş yerinde yarım saat uyumak o kadar iyi olurdu ki. Sonraları bunun da bir hatıra olacağını bilmezdim. İş yerinde stajyerler bir köşede biz bir köşede. Yarım saatlik molada 10 dakika uyuyabilsen kâr. Hepsi Ramazan’ın bereketine dahil işte. Şimdilerde 30’lu yaşlarıma kadar yaşadığım semtime 7 sene sonra geri döndüm. Bu şeh...