Kayıtlar

Mart, 2022 tarihine ait yayınlar gösteriliyor
Resim
 Kükürt Dergimiz ve VarBirSebebimiz   Kükürt Dergimiz ve Varbirsebebi bloğumuz. Çünkü bunlar bizim, bizim ki sırtlamalıyız. Sırtladıkça yol alırız. Hep beraber. Çünkü birlikten kuvvet doğar. Bir elin nesi var iki elin sesi var. Haydi az çok demeyelim, SIRTLAYALIM. BERABER. KARDEŞÇE ve DOSTÇA, ARKADAŞÇA. BURALAR BİZİM.

Dilin Kemiği Var Mıdır?

Resim
Bir kitapta okumuştum; “biz evvelâ kelimeleri öğreniriz; sonra yaşadıkça teker teker mânalarını." Öğrendikçe konuşmalarımı azalttım. Ama can kulağıyla seni dinliyorum. Dinliyorum ama yalnızca içimden cevaplıyorum. Aslında konuşacak çok da bir şeyim yok. Kulağıma ilişen kelimeler sınırımı aştığı anda filmlere, kitaplara, müziklere sığınarak kendi kabuğuma çekilme ihtiyacıyla direniyorum. Duymazdan geliyorum dünyayı. Duyduklarım, gördüklerim; verdiğim cevaplar, görmezden geldiklerim...   İçimde bir yığın kelime tabutu birikiyor. İçimden gelmiyor cevaplamak. Seni anladığımı zannediyorum. Kendime anlatıp, kendi kendime dinliyorum. Konuşsam ne kârı var bana? Ben oralı hiç değilim. Halletmem gereken meseleler var. Bir onlara cevap bulabilmiş değilim. Hepsi benimle bir yere kadar yürüyor ve orada beni asıl talihimle baş başa bırakıyor.

Memnuniyetsiz Suratımın Perde Arkası

        Genel olarak hiçbir insan beni memnun edemez. Suçlu olan onlar mı yoksa ben miyim? İnsanların önemli kıldığı görüşler saçma geliyor. Hepsi bu. Üstelik bu saçmalıklar için çocuklar ölüyor. Nefret etmemek için bir sebebim yok. Bir zamanlar benim de önemli kıldığım görüşler olmadı değil ama gitgide değersizleşiyorlar. 

Geveze Erkekler

Resim
  Geveze olmakla gevezelik etmek arasında dağlar kadar fark var bence. Olmak insanın peşini bırakmayan bir gerçeklik. Etmek ise anlık yapıp ettiklerimiz. Buradan da yola çıkarak insanın geveze olmak için doğmadığını ama gevezelik yapabileceğini söyleyebilirim. Türk erkeklerinin çok geveze olduğunu düşünüyorum. Olur olmadık yerde alakasız şeyler söylemek, konuyu dağıtmak vs. Ne konuşuyorduk nereye geldik be bilader. Ben bu araba alınır mı diyorum? O diyor ki ben askerde şoförlük yapıyordum. Evet güzel kardeşim. Ben de çok merak ediyordum zaten senin askerde yaptığın şovları. Zaman bize az konuşmayı öğretmeli. Az konuşmak Peygamber tavrıdır ve özenilmelidir. Biz geveze olarak doğmadık. Bazen arada sırada da olsa gevezelik edebiliriz. Ama tavrımız tarzımız her zaman az, öz ve hayırlı konuşmaktan yana olmalı.  

Farkında Olmadığın Güzellik

Resim
Parkta oturmuştuk. Bana defterini göstermiştin. Yazdıklarını. Sanki bir hazine bulmuş gibiydim. Bu hazineye dalmak istiyordum. Ürkütmeden. Oldukça ince davrandım. Züccaciye dükkanına girmiş gibiydim ama. Nereye dokunsam kırılıp paramparça olacaktı. Dokunmamak elde mi? Dokundum. Dükkana girmem yasaklandı. Hazineye giremedim bir daha. Ama ben sadece camları üfleyecektim. Üfleyip şekil verecektim. Eğip bükecektim. Sonra haddim olmadığını fark ettim. Sen kimsin ki Ahmet Cemil? Önce kendine bak, dedim. Kendime bakmaktan yol alamadım. Oturduğumuz parkta oturdum saatlerce. Düşündüm. Seni, yazdıklarını… Orada kaldım ben. Parkta. Defterde.

Hop Burdayım

Resim
 Nereden başlayacağımı biliyorum. Tam 2016 da bu yazdığım deftere yazmaya başladığımda karar vermeye başladığım gibi. Bu defterin ortasından saldırıyorum kalemimle defterimle. Alıştık abi bir kere zehri verdin, şifasıda belli. Biz hiç ayrı değildik, bunu sen de biliyordun ben de. Roman mı yazılır, şiir mi yazılır, film dizi mi çekilir izlenir. Dert çekmeyelim. Kardeşlik mi bak o işte hiç dağılmadı, sadece yüzüklerin efendisinde ki gibi herkes farklı hikayesine yol aldı. Sonunda kardeşlik birleşti. Artık sahne bizim :)

PERŞEMBENİN GELİŞİNİ HABER VERMEK

Resim
     Belli başlı görevler edindim. Bazı soyumluluklar almaya başladım. Bana ait şeylerim olmaya başladı. Anılar, fotoğraflar biriktirmeye başladım. Yoruldum.      Birkaç sorumluluğum var benim. Çarşambaları verdiğim sözü yerine getirmek. Ekip arkadaşlarımı yarı yolda bırakmamak. Bir sözüm daha var. Okuyacağım. Hiçbirini yerine getirememek beni yoruyor. Diğer insanlar nasıl yapıyor? İnsanları görüyorum onlar yapıyor. Sırrınız ne? Soyumluluklar aldıkça günler kaçıyor benden. Günleri yaşamaya çabalıyorum ama bir bakıyorum gitmiş. Ben sanıyorum daha pazartesindeyiz. Bir bakmışım perşembe olmuş.       Hayır perşembe olamaz. Perşembenin gelişini haber vermedim. Sözümü tutmadım. Günler! Kaçmayın benden sizi yaşamak istiyorum.

Kendini Gizlemek Hangi Tarafına Düşüyor Akşam Ezanının

Resim
Sevgili yazar arkadaşım, Akşam ezanı okununca eve girme isteği kadar gerçek ve çocukça bir hakikatti peşinde koştuğum. Bu kadar uzun cümleler kurabildiğimi o zamanlar keşfetmiş ve ne işe yaradığını bilmeden yaşıyordum. Bir adam vardı ve yaşıyordu. Sonra öldü. Hakiki şekilde öldü. Kendini gizliyordu. Hakikatini gizliyordu. Göremiyordum. Akşam ezanı sonrası evden çıkıp sokaklarda geziyordu. Çocuklarla ve bir köpekle koşmayı çok seviyordu. Başkalarının hakikatinde yer almak istemeyen adam bu haliyle benim hayatımda yerini alıyordu. Evlerden gelen patates ve hamur kızartmaları kokusuyla ter kokularımız birbirine karışıyordu. O zamanlar yoktun muhtemelen. Benim hakikatimde yer almanı bekliyordum. Bir gün bize gelmiş ve saatlerce konuşmadan yanımda oturmuştun. Good Will Hunting’deki gibi. Neden konuşmuyordun anlamıyordum. Bir gün babanla da konuşmadığını öğrendim. O zaman az da olsa bir şeyleri anlamaya başlamıştım sanırım. Gazoz kapağı oynuyorduk. Misket. Bir asker kaçağı vardı en sev...

Bu Haftayı Boş Geçen Kara Mahzuni’ye Ağıt

Resim
  Bir anlaşmamız var seninle unutma. Bir cümle de olsa yazacaksın. Adamın canını sıkma. Yazmazsan canını sıkarım. Bu şarkı benden sana gelsin. Normalde Azerice şarkıları pek sevmem. Ama bu şarkıya dün akşam denk geldim. Senden yazı beklerken. Yazı yazıp yazmadığını kontrol ettiğim sırada denk geldim. Bu şarkıyı dinle. Şarkı çok güzel. Kadının sesi çok güzel. Afiyet olsun.

Bir Romana Başlamak: Beni Dinle

Resim
Yazmaya. İstiyorum. Yıllardır. Denesem. Uzun uzun. Sakince. Anlatsam. Dinleseniz beni. Deseniz. Vay be. Neler olmuş neler. Devam et. Sonra n’olmuş? Hikâyeme neresinden başlarım bilmiyorum. Bir roman yazsam ve hangi olayı önce aktarsam diğer olaylara ayıp olur diye düşünürüm. Bir romanda birçok insanın hikâyesine değinsem. Sonra onları birleştirsem. Kahramanımın yolculuğu uzun sürse. Bir yolculuğa çıksa. Yol arkadaşları olsa. Sonra yolda kalanlar, bırakanlar. Kahramanım böylece insanı tanısa. Kendini bilse. Haddini bilse. Ah bir bilse. Ben bir romana başlayacağım. Biliyorum. Bir roman yazacağım. Ve siz beni dinleyeceksiniz. Belki filmini de çekerler. Ama ben bir roman yazmaya başladığımda artık hiçbir şey eskisi gibi olmayacak biliyorum. Bir roman yazacağım. Eminim. Herkes sonunda değişecek. Sonunda herkes daha iyi biri olacak. Bir romanı herkesi değiştirmek için yazacağım. Biliyorum yazacağım.    

Vazgeçemediğim Şeyler Yavaş Yavaş Naylon Poşete Dönüşür

Resim
       Benim acilen tatile gitmem şart diye haykırarak uyandım, biricik yatağımdan. Saat öğlen beşi otuz yedi geçiyordu. Gözümü geri kapatır gibi olduğumda otuz sekiz olmuştu. Kafamda tamamen bir hayal olarak kalktım. Hem bir sürü fotoğraf çekerim fena mı?       Bir bisiklet almalıyım. Rüya da olsa gerçeklerden bağımsız hareket edemezdim. Bisikletime doğru yürüdüm. Bisikletimi en son gördüğümde bodruma kitlediğim hayal meyal önüme geldi. Basamaklardan inerken kafamda rota çiziyordum. İstanbul'dan çıkıp İstanbul'a döneceğim. Mükemmel bir ay geçireceğim. Bundan vazgeçemem. Bu yola çıkacağım.       Bodrumun kapısı kilitli. Anahtar da sadece konuştukça şişen şiştikçe konuşan yan komşumuz Yaşar abiden başkasında yok. Öyle gür sesi var ki bizim evi aradığında telefondan gelen sesi değil yan duvardan evin içine ulaşan sesi dinliyoruz. Yaşar abinin gizlisi saklısı yok. Bu durum müteahhitin bok yemesi ile sesine kuvvet Yaşar abinin orta...