Kayıtlar

2026 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

Bir Kıvılcıma Baktığımız Zamanlar

 Hatırlar mısınız bilmem ama biz bu blogda anısını veya hikâyelerini yazan gençler olarak Kükürt isminde bir dergi çıkarmıştık. Derginin ortaya çıkışı çok tuhaftı. Ben lise zamanlarımdan beri dergi çıkarmayı çok istemiş biriydim. Bir türlü nasip olmamıştı. Kaç defa çıkarma aşamasının sonundayken hep bir engelle karşılaşmıştım. Ama Kükürt’te öyle olmadı, çıkardık. İki basılı bir dijital olmak üzere toplam üç sayı çıkardık. Derginin çıkış hikâyesi ise çok tuhaf olmuştu. 2021 sonlarına doğru Kırklareli’nde ne olduğu neci olduğu bilinmeyen bir alt kimlik sahibi olan kızı tavlamaya çalışan bir arkadaşımın beni yanlarına çağırıp dergi çıkarmak istemelerini söylemesiyle oldu. Tabii ki bu benim gibi dergi çıkarmayı çok isteyen ve arkadaşları için az bir gazla yapamayacağı bir şeyi olmayan biri için yeterli bir istekti. Hemen organizasyon yaptık. Toplantı için uygun salaş bir mekân olan Bulgaristan göçmeni olan Bilgin abinin mekânını seçmiştik. Derginin adı ne olacak diye kara kara düşünürk...

Arjantin'e Dair Notlar 2

 Çok uzunmuş gibi olan ama uzun olmayan bir aradan sonraHerkese hola! 22 Temmuz’da genel kurul toplantımız gerçekleşti. Allah’a şükür camimizi işgal altından kurtardık. Bu süreç çok yoğun geçti ve hâlâ da yoğun geçmekte. Camiyi tekrardan almamız buradaki dernekler odasının normalizasyon süreci başlatmasıyla oldu. Bu süreçte derneğin bütün üyelerinin kayıtları silindi ve yeniden kayıt yaptırma süreci başladı. Mayıs ayı ortasında kayıt süreci başladı ve Haziran ayının ortasına kadar devam etti. Bu süreçte biz diğer eyaletlerde bulunan Müslümanları davet ettik ve kayıt oldular. Bizden yana kayıt olan kişi sayısı 44’tü. Bu kayıtlar esnasında evlendirilme ihtimalinde o iki kişi ile tanışmıştım. Karşı taraf kayıt olma sürecinin son günü haber almış ve sadece 8 kişi kayıt olabilmişti. Neyse, 22 Temmuz’da genel kurul sabahı çok hareketliydi. Diğer eyaletlerdeki insanlar tekrardan gelmişlerdi. Onların otel muhabbetleri ile yemekleriyle ilgilenmemiz vesaire bitince hep beraber camiye gittik....

Birtakım Kızlar İçin Yazılmış Yazılardan Biri

Resim
  Bütün sorunlarımdan yıllar içinde arındım. Artık basit bi adamım. Işığı kapat yatağa geç ve uyu.  Hayat içinde akıp gittiğin zaman hayat oluyor. Diğer türlüsü çile bülbülüm çile. Bazen güzel de yazılar yazdırtıyor adama. Buruk ve hoş gelen trajedi. Sanat dünyası için gerekli olan göz kamaştırıcı duygular.  Kadınlar... Ah, biliyorsunuz beni. Ben onları hem seviyorum hem nefret ediyorum. Sago mu daha çok sever, ben mi daha çok nefret ederim? Bunu hiçbir zaman bilemeyeceğiz. Mete'yle bir masa kurup ciddi ciddi tartışmak lazım.  Ama yine de bir çok duygumun sahibi olduklarını kabul ediyorum. Benimle birlikte sabahın altısında halk otobüsüne binip işe gitmek için fazlasıyla güzel bir kıza açıldım en son. Dayanılmazdı, güzelliği benim için çok fazlaydı. Hayata olan bağlılığı çok daha derindi. Kökleri benim köklerimden daha diriydi. Beni kendime yabancılaştırmıştı. Ben endişeli anksiyetesi olan biriydim. Bütün farklılıklarımızı ortaya döken bir çiçek açmıştı aramızda. O ç...

Arjantin'e Dair Notlar

 Arjantin’e yaşamaya geleli tam 5 ay oldu. Buraya gelirken öncelikli planım dil öğrenmek, pasaportunu almak ve yüksek lisans yapmaktı. Tabii ki kalacak yer problemini halletmek içinse Rosario Merkez Camisi'nde fahri imamlık yapacaktım. Aslında her şey güzel bir şekilde başladı. Cemaatimle ilk tanışmam güzel olmuş ve beni sevmişlerdi. En azından bir kısmı sevmiş, bir kısmı da korkmuştu. Korkan tayfa başlarında Türk bir imam olmasından ve caminin yönetiminin bir Türk’ün elinde olmasından çok korkmuştu. Bunu 1 Mart tarihinde helal tavuk almak amacıyla başkente gittiğimiz zaman anlamıştık. Kapının kilidini değiştirmek için harekete geçmişler ve bizim haber aldığımızı duyunca da camiye girişimiz engellenmişti. Yani tam manasıyla kapı dışarı edilmişti. Bizi kapı dışına koyan grubun gizli lideri Hristiyan bir avukattı. Cemaatten bir grubu “Türkler dedelerimize yaptıklarını şimdi bize yapmak istiyorlar! Bizim dedelerimiz onlardan kaçtı geldiler! 100 sene önce yapamadıklarını şimdi bize yap...

Elimden Kayıp Gitme Diye

Resim
  Seni izlemek, sessiz sedasız  Köksüz ağaçların arasında  Capcanlı bir vaziyette ruhsuz  Asaf duruşlu şaklabanca Senin zehrinde şifa var dediler  Şifa mı zehir mi bilemezler  Sen Godivasın bense köylüyüm  Saçlarının tek teline körüm Sanki seni bugünden değil de  Alemi berzahtan tanıyorum  Çöllerde serap arayan gibi Yeryüzündeki  asumanım  Sokak çocuğunun seyrettiği  Elleri dolu çocuk düşüyle Kum saatinin taneleri gibi  Elimden kayıp gitme diye

Benim İzafiyetim

                                                                                                                                                             ٧٨٦ Ben daima kendimi sözelci biri olarak gördüm ama fiziğe veya daha doğrusu kuantum fiziğine hep bir merakım olmuştu. Tabii ki kuantum hakkında cilt cilt kitaplar okuyacak halim yoktu. Onun yerine birkaç adet TV programı ile yetindim. Her neyse, biz konumuza geri dönelim. "Benim izafiyetim" tamlaması tam olarak nedir? Benim izafiyetim; hem benim benliğimde hem de ruhumda zamanın ayrı ayrı akmasına verdiğim isimdir. Sayın abim çok güzel bir sor...

Demedin, İnandım

"İnanma" dedin durdun. Ben de başta tamam dedim, inanmayayım. İyiyim desen inanmayayım, umurumda değil desen inanmayayım, vazgeçtim desen inanmayayım. Sonra fark ettim. Sen aslında bütün o cümlelerin arasına küçük notlar bırakmışsın. "Bakma" demişsin. "Takma" demişsin. "İnanma" demişsin. Ama her seferinde gerçeği de hemen arkasına iliştirmişsin. İnsan en çok saklamak istediği şeyi böyle ele veriyor galiba. Yokum demişsin, sonra bütün metin boyunca varlığını kanıtlamaya çalışmışsın. Umurumda değil demişsin, satır satır ne kadar umurunda olduğunu anlatmışsın. Beni ciddiye alma demişsin, bir yandan da "bir bak bana, ben de buradayım" diye seslenmişsin. Duydum. Hem de sandığından daha net duydum. Çünkü insan bazen yardım istemez, sadece görüldüğünden emin olmak ister. Senin derdin de biraz o gibi geldi bana. Birilerinin çıkıp "tamam kardeşim, anladık" demesini bekliyorsun sanki. Anladım mı bilmem. Ama şunu gördüm: Bu kadar çelişki...

Arjantin'de Günler Kaç Saat

"Şeb-i yeldayı müneccimle muvakkit ne bilir, Mübtelâ-yı gama sor kim geceler kaç saat" 4-5 ay önce Arjantin'e giden Süheyl Varol'un bu süre içerisinde sadece 1(yazıyla bir) adet günlük yazması beni şaşırtmadı. Whatsapp grup konuşmalarımıza bakabilirsiniz. Böyle kalmasın demiştim. ama kalmış. Olsun be. Süheyl'in canı sağ olsun. Bu vesileyle Süheyl'e başlıktaki soruyu sorarak belki harekete geçer umuduyla bir soru sorayım dedim.  Sen ey mübtela-yı gam olan kardeşim, Arjantin'de günlerin kaç saat olduğunu senden başka kimse bilmez, söylesene gündüzler kaç saat, geceler kaç?

Desem de İnanma

Resim
Bana nasılsın diye sorma, iyiyim desem de inanma. Çünkü değilim. Bakma böyle taşşağa vurduğuma, kabullenemiyorum bazı şeyleri. Yazıklandığıma bakma, kendime nefretimden bahsetsem de takma. Başka biri olmak cazip gelmiyor bana, halimden memnun görünsem de inanma. Umurumda değil desem yalan, çok umurumda. Ben yokum desem, naparsan yap desem, bana ne desem inanma. Varım aslında, naparsan yapma, hepsi ama hepsi bana. Vazgeçtiğimi sanma sakın, deli gibi istiyorum ve boş veremiyorum. Bakma böyle liberal takıldığıma, elimde olsa tahakküm altına alırım herkesi, biraz gücüm olsa korkak bir diktatör olurum. Gamsız tavırlarıma aldırma, öyle gam yüklüyüm ki yolumu şaşırıyorum. Dert ettiğim de hani harbiden bir şey olsa. Takma kafana dersem eğer şöyle sağlam bir küfret bana, çünkü hak ediyorum. Dinime küfreden müslüman olsa desen sen de haklısın. Öyle takıyorum, öyle takılı kalıyorum ki bir adım atmam yıllarımı alıyor. Bakma bıkkın sıkılgan hallerime, dahil olmak istiyorum ben de, beni de alın aran...

Arjantin Günlükleri 1

Arjantin’e gitmek, pek çok insan için hayatını değiştirecek o devasa, sancılı kararlardan biri gibi görünebilir. Oysa benim için Kırklareli’ne bilet almaktan pek de farklı değildi; valizimi topladım ve sadece gittim. Asıl mesele uzaklara gitmek değil, o devasa uçağın içinde hangi koltukta oturacağına karar vermekmiş. Dakikalarca kafa yorduğum o "stratejik" koltuk seçimimin sonunda, kendimi uçaktaki en yanlış yerde bulduğumda, hayatın planlarla değil tesadüflerle yürüdüğünü bir kez daha anladım.  Dün bir yapı markete doğru yola koyulduk. Camdan dışarıyı izlerken arkada Müslüm Baba "Yeşil Ördek" diyordu... Arjantin’in ortasında, Müslüm Gürses’in sesiyle süzülürken bir an nerede olduğumu şaşırdım. Tam o sırada önünden geçtiğimiz devasa binaları gösterdiler; Messi’nin binalarıymış. Kendi kendime gülümsemeden edemedim. Bizim memleketin belediye başkanları gibiydi Messi; hani seçilir seçilmez ya kendi ilçesine ya da komşuya binaları dikiverirler ya, Messi de buraları öyle...