Ne Yazan Biziz Ne De Yazılanlar Bizden

 


    Kavganın göbeğidir bloğumuz. 5 yıl önce çıktık bu yola. İddiamız yok. Olmadı. (ha)Olmayacak anlamına da gelmez. Aslında içimizde kopan bir dürtüydü. Sonra aldı başını yürüdü gitti. Öyle uzaklara gitmedi ama bizimle birlikte yürüdü gitti işte. Kaç yazı oldu kaç sözcük tükettik.

  İşte bunca gevezelik… Bazısı zihinden, bazısı gönülden. Sus pus olanlar oldu. Bloğu karanlığa gömdüğümüz her defasında yeniden ayağa kalktık. Ben hangi kavrama tutunsam çakılıp kaldım. Ama bizi ayağa kaldıran kavramın da bir sebebi vardı.

    Benzerlerimiz yoktu. Bizim kalemimizden orman olmazdı. Milli park belki. Bizden bir tane daha vardıysa da uzaklarda bir yerlerde, bize dokunmamışlardı. Bu yüzden mi sustuk, bu yüzden mi eksik kaldık. bu yüzden mi yarım bırakıldık? 

     Sebepsiz yazmadık, sebepsiz de susmadık. Biz yine geliriz. Yazar, çizer, söyler... Biz yine gideriz. Biz uzaklaşır, belki bir dergi çıkarırız. Hiç satmayız. Bazen yazmak için beş metrekareye sıkışman gerekir. Bazen de kafada obsesif derecesinde takıntılar olur paylaşmak gelmez içinden.

   Bir de bekleriz. Yazın kışı, kışın yazı özlemek gibi. Hatırlar devreye girer. Ancak hatıralarla aram hiç iyi değil. Birlikte geçirdiğimiz o güzel günler. Bloğu ilk açtığımız heyecan. Benim aklım hep o heyecanda. Ne olmuştu o günlere? Yaşanan şeyler ne olur -Seyfo Dayı-, nerede durur? Hatırlamaya ve belleğe ilişkin cümleler beni kesmiyor. Blokta dolaşıp yazıları baştan sona tekrar tekrar okumak, çıkardığımız dergileri çevirip durmak filan diyorum, beni kesmiyor. Geçmişimizle bağlantı kurmanın tek yolu hatırlamak mıdır? Başka bir eylem istiyorum. 

    Sus pus olmanın diyorsanız, var bir sebebi. Kalemlerimizi birbirine değdiren kavramın anlamı neydi?




Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Bahsetsem Ne Fayda

Yazan Ve Yöneten

Dünyanın En Tahmin Edilebilir Adamı