Ramazan Şehri/Şehr-i Ramazan
Oruçlu olunca insanın yazası mı geliyor nedendir bilmiyorum ama Ramazan ayı beni okumak ve yazmak için şevklendiriyor. Oruçlu olmak insanı yavaşlattığı gibi sanki zamanı da yavaşlatıyor. Zaman hızlı geçsin diye bir sürü şey yapıyorum. İşim gücüm yokken ve Ramazan uzun yaz günlerine denk geldiğinde daha öğlen ezanı okunduğunda arkadaşımla kendimizi dışarı atardık. Yürümek, gezmek o kadar zor olurdu ki. Ama evde oturup vaktin geçmesini beklemektense vakit geçsin diye onu ittirmek daha bereketli olurdu. Sonra iş güç edindik. Mesai sürecinde nasıl geçecek bu oruç diye düşünürdüm. Hele de on bir ay boyunca her gün çıktığımız öğlen yemekleri vakti. Uyurdum. Öğle molasında iş yerinde yarım saat uyumak o kadar iyi olurdu ki. Sonraları bunun da bir hatıra olacağını bilmezdim. İş yerinde stajyerler bir köşede biz bir köşede. Yarım saatlik molada 10 dakika uyuyabilsen kâr. Hepsi Ramazan’ın bereketine dahil işte.
Şimdilerde 30’lu yaşlarıma kadar yaşadığım
semtime 7 sene sonra geri döndüm. Bu şehre yeniden alışmaya çalışırken Şehr-i
Ramazan geldi. Ki ben daha iyi alışayım. Bu şehri Ramazan şehri olarak
adlandırmak bana saçma gelmiyor. 6-7 senedir hissedemediğim Ramazan neşesinin
bitmediğini gördüm. Hele de değişen iş yerimde herkesin gündeminin Ramazan
olmasıyla bunu iyice hissettim. Ramazan Şehrine hoş geldik, hoş bulduk. Sahura
kalkma telaşı, iftar vakti ezanı duyma dikkati ile Merhaba Ya Şehr-i Ramazan,
Merhaba Ya Ramazan Şehri.

Yorumlar
Yorum Gönder