Kendini Gizlemek Hangi Tarafına Düşüyor Akşam Ezanının
Sevgili yazar arkadaşım,
Akşam ezanı okununca eve girme isteği kadar gerçek ve çocukça bir hakikatti peşinde koştuğum. Bu kadar uzun cümleler kurabildiğimi o zamanlar keşfetmiş ve ne işe yaradığını bilmeden yaşıyordum. Bir adam vardı ve yaşıyordu. Sonra öldü. Hakiki şekilde öldü. Kendini gizliyordu. Hakikatini gizliyordu. Göremiyordum. Akşam ezanı sonrası evden çıkıp sokaklarda geziyordu. Çocuklarla ve bir köpekle koşmayı çok seviyordu.
Başkalarının hakikatinde
yer almak istemeyen adam bu haliyle benim hayatımda yerini alıyordu. Evlerden gelen
patates ve hamur kızartmaları kokusuyla ter kokularımız birbirine karışıyordu. O
zamanlar yoktun muhtemelen. Benim hakikatimde yer almanı bekliyordum.
Bir gün bize gelmiş ve
saatlerce konuşmadan yanımda oturmuştun. Good Will Hunting’deki gibi. Neden konuşmuyordun
anlamıyordum. Bir gün babanla da konuşmadığını öğrendim. O zaman az da olsa bir
şeyleri anlamaya başlamıştım sanırım.
Gazoz kapağı oynuyorduk. Misket.
Bir asker kaçağı vardı en sevdiğim. Sana öğretmek isterdim bütün bunları. Göstermek.
Ama hiçbirini öğretemedim. Başka şeyler anlattım sana. Yıllarca. Yıllardır anlatıyorum.
Sonra bir gün bir şey oldu ve sen yazmaya başladın. Sen de anlatmaya başladın. Seni
dinlemek çok iyi geldi. Okumak. Ama yine bir gün bir şey oldu. Sustun. Neden sustun
ki? Akşam ezanı mı okundu? Neden evine gittin? Neden kendini gizliyorsun? Neden
yazmıyorsun?
Yorumlar
Yorum Gönder