İnsanın Hüsranla Olan Kardeşliği



İnsanın hüsran kelimesiyle sadece bir kafiyeden kaynaklanan bir akrabalığı mı var? Zannetmiyorum. İmam Şafii Hazretleri üç ayetten oluşan Asr suresi için bu bize yeterdi diyor. Ve Asr suresinin ilk cümlesi şu, insan hüsrandadır.

Şunları şunları yaparsan kurtulursun, diğerleri de hüsranda olurlar demiyor Allah. İnsan diyor, hüsrandadır diyor. Ben hüsranı damarlarımızda dolaşan kan gibi görüyorum. İnsanın zamanın içinde akması gibi görüyorum. Dışına çıkmanın imkânsız olduğu şey olarak görüyorum. Ama bu imkânsızlığı ancak bazı şeylerle durdurabiliriz.

İnsan bir akışın içinde. Herkes ama. İstisnasız. Bu akış insanı kaybetmeye, zararda olmaya, eksilmeye, hatta cehalete götürüyor. Cehalet, Resulullah’ın en büyük düşmanının lakabıydı ve hiç de bilgisiz bir adam değildi. Hatta hikmetin babası olarak görülüyordu. Ama cehaletin bilgiyle, parayla, makamla bile kurtulabilinecek bir şey olmadığını gördük, öğrendik. Herkes hüsrandadır denirken, herkes cahildir diyor Allah. Herkes kaybediyor diyor. Sonra sıralıyor bunları yaparsanız bu cehalet ve hüsranlık akıntısına karşı ters yönde hareket etmiş olursunuz.

Nereye gidersek gidelim hüsranda olmaktan kurtulamayacağız. Hüsranda olmaktan kurtulmak bulunduğumuz yeri değiştirmekle, daha bilgili olmakla, daha geniş imkânlara sahip olmakla alakalı değil. İnsanın öfkesine ve şehvetine karşı duyduğu düşkünlüğü dizginlemesiyle alakalı.

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Bahsetsem Ne Fayda

Yazan Ve Yöneten

Dünyanın En Tahmin Edilebilir Adamı