Kabullen Ve Varol

 


     Ruhun ölmüş senin diyen bir manitam vardı. Ruhum ağır ağır ölüyor diyince aklıma bu geldi ama konumuz bu değil sanırım. Çoktan öldüğü iddia edilen ruhumla yazıyorum sana. 


     Dünyada olan biten her şeyin tek sorumlusu nasıl sen olabilirsin? Madem tek sorumlusu sensin hesap ver. Bir kilo et olmuş bilmem kaç para, bunu nasıl başardın lan!


      Bütün bu ruhsuzluğun dışında klasik bir varolma çabasının dışa vurumu bu. Safsatalardan uzak net gerçekler. Hızlı net freestyle cevaplar;

-Sen kırıp dökersin de biz dökemez miyiz? Sen giderken rahat gideceksin de biz kalırken rahat kalamayacak mıyız? Hiç umrumda olmayan birkaç insan var ve sen onlardan biri değilsin. Ruhsuzlaşmak o kadar da kötü değil. Seneler zaten bomboş uğraşlar için var. Kendini tanımadığın doğru. -


     Ben sana seni anlatayım.


     Buralardan gitmeye karar vermiş bir tanıdığım daha vardı. Hayat, onunla da bir türlü anlaşamamıştı. İstedikleri hayatın kenarında kalmış, arzu ettiği şeyler ise başkalarının terazisinde hafif bulunmuştu. Oysa insanın istemesinin, istediğinin makul olup olmamasıyla bir ilgisi olmamalıydı. İster ve olmaz. Çoğu zaman mesele bundan ibarettir.


      Sonradan anlatıldığında gülünecek şeyler vardır; fakat yaşanırken insanın içini daraltan, zamanı dar bir odaya hapseden anlar bunlar. İçinde kalınca günler uzar, nefes ağırlaşır. (biz de yaşadık oğlum aynısını.) İşte tam o vakit, başını kaldırıp göğe bakman gerekir. Orada, insanın varlığıyla yokluğu arasında dünyanın hiçbir fark gözetmediğini anlarsın. Ne isteklerin, ne hayal kırıklıkların, ne de var olma iddian, dışarıda olup bitenlere en küçük bir ağırlık yapmaz. 

Bunları söyledim. Teselli sayılır mı, emin değilim. Ama insanın acziyeti beni hep rahatlatmıştır. Bir kaçıştır benim için.

     O sıralar hayatı çoktan bitirmişti. Gençti ama kendini eski bir eşya gibi kenara koymuştu. Hevesini kaybetmiş, zamanı yalnızca tüketiyordu. Bir akşam, biraz ısrarla, biraz da hatırla, senin başrolünde olduğun oyuna getirdim onu. Günlerdir yüzünde yerleşmiş o donukluk orada kaldı. O gece, senin sahnedeki varlığınla hayata yeniden tutundu. Bunu sen yaptın. İstesen de istemesen de, bu senin payına yazıldı. Belki de farkına varmadan bir kelebek etkisi başlattın.

     O gün seni dört yüz kişi izledi. Kapalı bir salonda, zamanın askıya alındığı o birkaç saat içinde, kalabalığın içinden birkaç kişiye daha mutlaka dokundun. Sen kendini tanımıyorsun, doğru. Git ne yapıyorsan yap ama bunu kabul et; tiyatroya devam et. Al sana meziyet, al sana yol, al sana yordam. 

     Neyi hangi dille söylersek söyleyelim bir yere varamadığımızı anladığımızda işte o zaman konuşacaklar biter. Hadi selametle.




Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Bahsetsem Ne Fayda

Yazan Ve Yöneten

Dünyanın En Tahmin Edilebilir Adamı