Arjantin Günlükleri 1
Arjantin’e gitmek, pek çok insan için hayatını değiştirecek o devasa, sancılı kararlardan biri gibi görünebilir. Oysa benim için Kırklareli’ne bilet almaktan pek de farklı değildi; valizimi topladım ve sadece gittim. Asıl mesele uzaklara gitmek değil, o devasa uçağın içinde hangi koltukta oturacağına karar vermekmiş. Dakikalarca kafa yorduğum o "stratejik" koltuk seçimimin sonunda, kendimi uçaktaki en yanlış yerde bulduğumda, hayatın planlarla değil tesadüflerle yürüdüğünü bir kez daha anladım.
Dün bir yapı markete doğru yola koyulduk. Camdan dışarıyı izlerken arkada Müslüm Baba "Yeşil Ördek" diyordu... Arjantin’in ortasında, Müslüm Gürses’in sesiyle süzülürken bir an nerede olduğumu şaşırdım. Tam o sırada önünden geçtiğimiz devasa binaları gösterdiler; Messi’nin binalarıymış. Kendi kendime gülümsemeden edemedim. Bizim memleketin belediye başkanları gibiydi Messi; hani seçilir seçilmez ya kendi ilçesine ya da komşuya binaları dikiverirler ya, Messi de buraları öyle parsellemişti işte. "Bu adam kesin AK Partili," dedim içimden, "başka türlü bu benzerlik açıklanamaz."
Fakat Arjantin’in asıl sürprizi ne Messi’ydi ne de binaları. Kaldığım yerde Abdurrahman amca adında biriyle tanıştım. Oranın personeli mi yoksa ruhu mu belli değil; ama öyle renkli, öyle içten bir kişiliği var ki anlatamam. İnsan bazen binlerce kilometre öteye gider de burnunun dibindeki samimiyeti bir yabancıda bulur ya, işte öyle. Anlaşılan o ki, bu uzak coğrafyadaki en yakın yol arkadaşım, yani yeni "kankam" Abdurrahman amca olacak.
daha dün bir bugün iki be, az sabredeydin
YanıtlaSilDevamını sabırsızlıkla bekliyoruz. Müthiş bir seri
YanıtlaSil