Bekleme Düzlüğü
Sabırla bekliyorum. Yapacak birçok işim
varmış da bitmesini bekliyor gibiyim. Dışarıdan bakıldığında hiçbir iş
yapmadığım savunulabilir. Aslında böyle değil. Yuka da biliyor bunu. Kaç gündür
sulamıyorum onu. Böylelikle kendimle birlikte ona da zarar veriyorum. Onu
seviyorum. Uzun uzun konuşuyoruz gün içinde. Yapraklarını siliyorum bazen. Çok
yoruyor ama seviyorum onu. Laf lafı açıyor asıl konuşulacak konuyu unutuyorum.
İnsanları sev-e-mediğim için içimdeki sevgiyi dağıtıyorum eşyalara. Ve yine de
yatağın içinde kendimle kavga ediyorum. Bunu yaparken ses çıkarmıyor oluşumdan,
bir eylem yapmadığımdan boş boş yatıyor diyorsunuz. Hayatımın kötüye
gitmesinden sorumlu tutuyorum kendimi. Karşımda duran tabağı günlerce önce
mutfağa götürmem gerekti. Götürmüyorum. Kendimle kavga ediyorum. Tuzak gibi
geliyor bu yataktan çıkıp bir şeyler yapmak. Hayali işler üretiyorum kavganın
bittiği anlarda. Tabağı mutfağa götürmeliyim.
-Hayır! O tabağı götürmeyeceğim.
Balık gibiyim. B12 depolarım bomboş. Bir
balığım ve hayatta kalacak kadar şey biliyorum. Sadece o oltaya kanmamam
gerektiğini biliyorum. Zaten enlemi ne bu ülkenin boylamı ne bir türlü
ezberleyemedim. Ebob – Ekok’tan da anlamam. Yatağımdan çıkmamam gerek.
İnsanlarla karşılaşırım. Hayatımın geneli
onların gülümsemelerine kanıp sonra unutmakla geçti. Tam kurtuldum bu
kandırmacadan. Nerden çıktın karşıma. Beni çağırma yatağımdan dışarıya.
Alışkanlıklarımdan kurtarma beni. Özellikle yalnızlığıma olan alışkanlığımı
rahat bırak. Tedirgin etme beni. Bu sefer gelirsem yatağıma dönmemek üzere
gelirim. Tasımı tarağımı toplar gelirim. Beni bırakırsan sudan çıkmış balığa
dönerim.
Benim asık bir suratım ve her koşulda
insanlardan soyutlanabilmek dışında bir marifetim yok. Şimdi tek marifetimi
paramparça etmeye kalkışıyor. İnsan gibi insan içine çıkayım istiyor. Bilmiyor
ben yapamıyorum insanlarla. Bilmiyor!
Yorumlar
Yorum Gönder