Demedin, İnandım
"İnanma" dedin durdun.
Ben de başta tamam dedim, inanmayayım.
İyiyim desen inanmayayım, umurumda değil desen inanmayayım, vazgeçtim desen inanmayayım.
Sonra fark ettim.
Sen aslında bütün o cümlelerin arasına küçük notlar bırakmışsın.
"Bakma" demişsin.
"Takma" demişsin.
"İnanma" demişsin.
Ama her seferinde gerçeği de hemen arkasına iliştirmişsin.
İnsan en çok saklamak istediği şeyi böyle ele veriyor galiba.
Yokum demişsin, sonra bütün metin boyunca varlığını kanıtlamaya çalışmışsın.
Umurumda değil demişsin, satır satır ne kadar umurunda olduğunu anlatmışsın.
Beni ciddiye alma demişsin, bir yandan da "bir bak bana, ben de buradayım" diye seslenmişsin.
Duydum.
Hem de sandığından daha net duydum.
Çünkü insan bazen yardım istemez, sadece görüldüğünden emin olmak ister.
Senin derdin de biraz o gibi geldi bana.
Birilerinin çıkıp "tamam kardeşim, anladık" demesini bekliyorsun sanki.
Anladım mı bilmem.
Ama şunu gördüm:
Bu kadar çelişkiyle yaşayan biri vazgeçmiş biri değil.
Bu kadar kendine kızan biri hâlâ kendinden bir şey bekleyen biridir.
Bu kadar konuşan biri hâlâ ikna olmak istiyordur.
O yüzden sana büyük laflar etmeyeceğim.
Hayat düzelir demeyeceğim.
Her şey yoluna girer demeyeceğim.
Çünkü sen zaten inanmazsın.
Ama şuna inanırım:
Kendin hakkında söylediğin en ağır şeylerin hiçbiri, kendin hakkında söylediğin son şey olmayacak.
Yarın başka konuşurum demişsin ya.
İyi ki.
İnsan biraz da o yüzden kurtuluyor zaten.
Dün söylediklerinden utanarak,
bugün söylediklerini bozarak,
yarın yeniden fikir değiştirerek.
Sen bana inanma dedin.
Ben de sözünü dinlemedim.
Demedin.
İnandım.
Yorumlar
Yorum Gönder