Benim İzafiyetim
٧٨٦
Ben daima kendimi sözelci biri olarak gördüm ama fiziğe veya daha doğrusu kuantum fiziğine hep bir merakım olmuştu. Tabii ki kuantum hakkında cilt cilt kitaplar okuyacak halim yoktu. Onun yerine birkaç adet TV programı ile yetindim.
Her neyse, biz konumuza geri dönelim. "Benim izafiyetim" tamlaması tam olarak nedir? Benim izafiyetim; hem benim benliğimde hem de ruhumda zamanın ayrı ayrı akmasına verdiğim isimdir. Sayın abim çok güzel bir soru sormuş, “Arjantin'de Günler Kaç Saat” demiş. İnanın ben de tam olarak bilmiyorum.
Aslında Arjantin’e gelişim veya gelme planım kesinleşince kendimi aramaya karar vermemle başladı diyebiliriz. İçimde sürekli bir boşluk varmış gibi bir duygu ile dolanıp duruyordum. İşte bu duygudan kurtulmak adına Arjantin’e gelmeden önce bir karar verdim: Kendimi arayacaktım. Yunus Emre’nin bahsettiği gibi, "Bir ben var bende, benden içerü" İşte ben o benliği aramaya karar verdim. Daha sonra o benliğe ulaşmam için ise ilk önce kendimi Allah’a satmam gerektiğine karar verdim.
İşte asıl fırtınalarım bu karar sonrasında kopmaya başlayacakmış, nereden bilebilirdim ki? İnsanın kendinden veya dünyadan vazgeçmesi zor bir meseleymiş. Ben daha bu zorluğun eşiğinde bulunduğum halde çok zor geliyor.
Buraya, yani Arjantin’e geldikten sonra birtakım olaylar yaşadım. Arap ırkçıları tarafından Türk arkadaşlarım ile camiden kovulduk. Bugüne kadar ise kimi zaman Arjantin içinde ya göçebe olduk ya da aylık kiralamalarda farklı (her ay daireler değişiyordu) zaman geçirdik. Hatta bunları gün gün, teker teker anlatmaya niyetlendim ve oturdum yazmaya başladım. Sonra şunu fark ettim: Ben bir anda dağdaki derviş gibi olduğumu, yani cami içinde yer alırken insanın kendini Allah’a sattığını zannetmesinin kolaymış ama cami elden gidince, o dervişin şehre inmesi gibi ne mendil kaldı ne süt. Bir anda sudan çıkmış bir balık gibi hissettim.
Türkiye’deki arkadaşlarım, ailem için veya Arjantin’de yaşayan insanlar için zaman çok hızlı geçiyordu. Benim içinse hızlı geçiyormuş gibi görünmesine rağmen aslında neredeyse akmayışı, benim izafiyetimi ortaya koydu. Şirazemi toplamaya çalışıyorum. Uzun bir süredir dışarı çıkmıyordum; eve kapanmış, sadece film izliyordum. Bir anda dünyadan hiçbir beklentisi olmayan birine dönmüştüm. Gerçi "Kendini Allah’a satan biri dünyadan vazgeçmeye talip olmak değil midir?" diye soracaksınız. Evet, aslında öyle ama benim beklentisiz olarak kaldığım dünyam o dünya değildi.
Dil eğitimimi vesaire bırakmıştım. Okumam gereken kitapları okumaya niyetlendim ama okumadım. Burada üstümüzde imamlık sıfatı bulunduğu için bazı konuları araştırmam lazımdı, onları yapmadım. Yani anlayacağınız, benim benliğimde dünyalar birbirine karıştı.
Şimdi kendime tekrardan çeki düzen vermeye karar verdim. Tekrardan kendimi, benliğimi, nefsimi Allah’a satmak istiyorum. Bunun için de çabalıyorum. O yüzden Arjantin’de günlerin kaç saat olduğunu bilmiyorum abi. İnşallah bir gün kendimi bilirsem, belki o zaman da günlerin kaç saat olduğunu bilirim.
Yorumlar
Yorum Gönder