Seni Kafaya Taktım Salak Akrep
Bir türlü geçmiyor zaman. Geçmeyecise geçmezsen geçme. Müzik mırıldanıyorum -Onun arabası var güzel mi güzel... Nınını ooo ooo- Ruhsuzsun akrep. Ne olurdu sen de yelkovan gibi biraz koşsan.
Sabah aç karnına -sıfır kahve ve sigarayla- işe geç kalmamak umuduyla, yıldırım hızıyla, ezile ezile, ve neredeyse ulaşmak amacında değilmiş gibi hayattan nefret ede ede, üç beş ulaşımın, insan etinin ve dahi yağının içinde beze beze ofise ulaşıp raporlar hazırlamak nerden benim işim oluyor ve hayatımın bir tam gününü işgal ediyor. Gel gelelim gidilmek zorunluluğu var hıyar gibi gidiyorsun.
İşler bir bir dizildi. Bir bir yapıldı. Yapılmayanlar ertelendi. Ertelenenler ötelendi. Sigara saati beklendi. En beklenmedik anda tak tak tak. Muhasebeden bana doğru uzanan topuklu sesi tak tak tak kıt'a dur. İşler birbiri ardına sıralandı. Sırayla tomorrow'a tayin edildi.
Yarınki meetingler bizi bekliyorken öbürsü gün ne bok yemiye duruyordu. Geçen haftadan sarkmış işler var. Bok gibi başlayacak hafta. Siktir et gardımla donanmış, akşamı düşünüyorum. Zaman yavaş akarken hiçbir işe yetişemiyorum. Tezatlığımda boğuluyorum.
Bugün ayrı bir geçmiyor zaman. Akşam yaşanacak olan bir takım gevur dilinde randevu var. Türkçe meali buluşmak olandan. Belirlenen saatte belirlenen yerde hazır ve nazır olmalıyım. Ama hiç hazır değilim şu gevur sözüne. Sabah sabah geçmişten kalan işlerimi hiç iplemeyen tavrımla ya her şeyi mahvedersem düşüncesi kaplıyor içimi dışımı ayaklarımı. Sallan babam sallanıyor bacaklar. Tutana aşk olsunlu madalyalar.
Gel zaman git zaman. Sigara sarıldı, çakmak yandı, küller yere sigaradan kalanlar çöpe atıldı. Zaman geçsinli muhabbetler edildi. Kel alaka konular bir bir sıralandı öğütüldü. Raporlar dürüldü büküldü takı niyetine takıldı.
Paydos saati yaklaştı. Paydos saati beşse dörtte biter iş. Sabah sekizse iş başı, dokuzda patlar afyonum. Tam kapatacam bilgisayarı patron geldi. Görseniz patron değil de beş yıldızlı bir otelin şef garsonu. Gözünden işverenlik fırlamıyor. Sabahtan beri düşünmekten yorgun olduğumdan fazlasıyla argınım.
Patron matron dinlemedim yıldırım hızıyla geçtim yanından. Mesai biter bu çocuk kaçar. Tekrar dönüş yolunu ve dahi randevulaşmanın akibetini düşünüyordum.
Derken her adımda di li geçmiş zaman. Akrep arap atı gibi açıldı. Salak akrep yelkovanla yarışıyor. Oldu bittiye getirdi koşmayasıca akrep. Ne ara buluştuk ne ara ayrıldık. Sabah bile oldu. Bir uyandım 50P geçiyor, abi kalk Şehitliğe geldik diyor. Yine aynı karın ağrısı. Olmaya devlet cihanda bir nefeste egzoz gazı. Yarın dediğin bir anda zuhur etti karanlıktan gün ışığına. Seni kafaya taktım ulan akrep. Yerli yersiz hareketlerin var. Bak şimdi aynı ses aynı tat aynı koku: tak tak tak kıt'a dur.

Yorumlar
Yorum Gönder