Yolda Yürümeyi Bilmenin Verdiği Dayanılmaz Hafifliğe Karşı Takındığım Tavır

Toplum içerisindeki hareketlerimizin öngörülebilir olması gerekir. Çünkü insan, sahip değildir. Hatta bedenimizin bile sahibi değiliz. Ölümden kaçamıyoruz. Ölümle sonuçlanacak bir hayatta insanın bir şeylerin sahibi olması çok mümkün değil.

Bu yüzden öyle ben keyfime göre yaşarım, istediğimi içerim istediğimi yaşarım gibi hal ve hareketlere giremeyiz. Öngörülebilirlik. Yani ne yapacağınızın ne söyleyeceğinizin hatta kiminle ne gibi bir ilişki kuracağınızın bile bir sınırı vardır. O yüzden insan başıboş değildir.

Ben toplumu bir otobana benzetiyorum. Otobanda çok yavaş gidemezsiniz ya da çok hızlı. Belli bir alt sınırınız ve üst sınırınız vardır. Yavaş gidecekseniz en sağdan gidersiniz. Hızlı iseniz en soldan. Yok, bu ikisinin ortası ise ortadan… Şerit değiştirirken sizin görmediğiniz ama zarar verebileceğiniz arabalara haber verirsiniz. Bakın ben şimdi sağa geçeceğim. Birazdan sola gireceğim. En sol şeritte 60’la gidemezsiniz. Hayır, ben buradan 60’la gitmek istiyorum, çünkü ben özgürüm, benim arabam, benim kararım, diyemezsiniz. Çünkü başkalarına zarar verme ihtimaliniz artar. Ha vermediğinizi düşünebilirsiniz. Ama frene en ufak bir dokunuşunuz kilometrelerce gerideki acelesi olan bir aracın varması gerektiği yere varmasını geciktirebilir. Kurallar bu yüzden vardır. Yani mesela yaya olarak bir yolda sağdan yürümeniz gerekir. Yol boş diye sağ yerine soldan yürüyemezsiniz. Acelesi olan insanları engellemiş olabilirsiniz. Sağdan yürüyerek aynı zamanda üzerinizdeki sorumluluğu da atmış olursunuz.

Toplum da böyledir. Toplumun öngördüğü hareketler içerisinde olmalısınız. Nadiren de olsa elbette toplumlar yanlış bir beklenti içerisine girebilirler. Ama bu oldukça nadirdir. Öyle veya böyle bir şey yaptığınızda bunu kafanıza göre yapamazsınız. Ben böyle yaptım diyemezsiniz. Eğer öyleyse bu sizin insanları umursamadığınızı gösterir ki bu da insan olmanın en önemli kurallarından olan birliktelik ve uyum erdeminden eksik olduğunuzu gösterir.

Yolda yürürken elinizi kolunuzu sallayamazsınız mesela. Eğer böyle yaparsanız farkında olmadan insanlara çarpabilirsiniz. Hele de elinizde sigara varsa… Orası bir alışveriş ya da gezilecek yerse ağır ağır yürüyebilirsiniz elbette. Ancak herkesin işine yetişmeye çalıştığı bir sokak, cadde ise kafanıza göre ağır ağır yürüyemezsiniz. Yürüyecekseniz en sağdan yürümeli ve arkanızı kontrol etmelisiniz. Benim bedenim benim kararım diyerek kafanıza göre yürüyemezsiniz. Sizin yavaşlığınızdan dolayı birçok insan işine geç kalabilir. Banane, kalmasınlar, erken kalksınlar filan diyemezsiniz. Bu dedikleriniz onların sorumluluğuyla ilgilidir. Siz de kendi sorumluluğunuzla ilgili bir husus olduğunda başkalarının sorumluluğuyla ilgili meseleleri argüman olarak sunup savunma yapamazsınız. Bu ancak 6 yaşındaki bir çocuğun öne sürebileceği bir gerekçedir. “Ama öğretmenim o da yapıyor” demek “Ama söyleyin onlar da yapmasın” demek 6 yaşındaki bir çocuk için bile çocukçadır.

Toplumsal bir mutabakata ihtiyacımız var ülke olarak. Ama insanlar daha yolda yürümeyi bilmiyor diye düşünüyorum. Daha bu en basit toplumsal mutabakat yollarıyla ilgili sorunlarımız var. Keşke ben kaldırımda yürürken 10 kişi yan yana yürümese de çekilmek zorunda kalmasam. Keşke insanlar bu dünyada başkalarının da yaşadığını bilerek yaşasalar.

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Bahsetsem Ne Fayda

Yazan Ve Yöneten

Dünyanın En Tahmin Edilebilir Adamı