Ya Nasip Ya Kısmet



Barış MANÇO'nun ''Ahmet Bey'in Ceketi'' adlı şarkısından esinlenilmiştir.  

Her şeyin başladığı gün, herhangi bir gün gibi başlamıştı. Uykudan uyandığımda bedenimdeki yorgunluğun yenilgisine düştüm. Yatağımdan kalkmak zor geldi. Alarmı erteledim. Biraz zaman sonra yeniden çaldı alarm. Uykum hükmen yenmişti beni ve bu kez alarmı kapattım. Bir ses yükseldi içimde bir yerlerden, vicdanıma:
-Uyumana bak vicdan yapmanın sırası değil. Sen bu uykuyu çoktan hak ettin.
Vicdanım yorgunluğum karşısında çaresizdi. Özgür değildim. Siz özgürlüğü istediğinizi yapmak sanabilirsiniz. Özgürlük vicdanın özgür olmasıdır. Parmaklıklar ardında olsanız bile vicdanınız özgürse özgürsünüzdür işte. Vicdanıma hükmediyordum. Vicdanım bu durumdan pek rahatsız. Arada sırada sesini çıkartıyor olsa da onu duymazdan geldiğim sürece belirsiz bir yankıdan farksız olmuyordu sözleri. Neymiş efendim 'ne iş yapıyormuşum da yorulmuşum?' Düşünüyorum.
-İyiki Suç ve Ceza'yı okudun. Anla artık sen Raskolnikov değilsin.
Bu ses az önce vicdanımdan içimde bir yerlere doğru yükseldi. Bu sesle birlikte kendimi bir hikayenin içerisinde buldum. Küçük bir kasabadaydım. Güneş daha yeni doğmak üzereydi. Bu saat benim uyuma vaktim. Ne işim var burada? Vicdanımdan bir ses gelmiyordu. Biraz etrafta dolanmaya başladım. Bir kahvehanede muhabbet eden insanlara rastladım. Kapının en ucunda sigara içen gençlere doğru yürüdüm.
-İyi günler. Burası neresi biliyor musunuz?
Beni görmezden geliyorlardı. Sesimi yükselterek sorumu tekrarladım. Beni ne duyuyor ne de görüyorlardı. Aralarında iri olanına vurdum ve kaçtım. Neden kaçıyorum ki sonuçta görmüyorlar. Geri dönüp bir daha vurdum.
-İçim ürperdi soğuktan hadi içeri geçelim. dedi vurduğum kişi.
Aslında bütün gücümle vurmadım. Vursam...
-Görünmez oldun diye hemen birine vur zaten. Biraz vizyon sahibi ol ya görünmezsin yaptığına bak.
Suskun vicdanım geri geldi. Neden buradayız? Bu soruma da yanıt vermedi. Biraz kasabanın içerisinde yürümeye başladım. Herkes gömlek giyiyordu. Sabahın bu saatinde gömlek giyip neden kahvehaneye gelirsiniz? İleride birisi vardı. Gömleğinin üstünde ceket de giymişti. Kahvehaneye de gitmiyordu. Biraz yürüyüp, bir dükkânın başında durdu. Ceketinden anahtar çıkarıp açtı dükkânı. Açarken ya nasip sesi ile bütün kasaba irkildi. Ya nasip ne demekti? Dükkâna doğru yürüdüm. Az önce kahvehanede muhabbet peşinde olan gençler dükkânın önünden geçerken ceket giydiği için söyleniyorlardı dükkân sahibine.
-Bu Ahmet geçenlerde ceket diktirdiği yetmiyor bir de içine astar diktirmiş.
Biri bu durumdan yakınırken bir başkası;
-Her gün uyurken ''ya kısmet' dükkânı açarken 'ya nasip' diyor.
Bu durum iyice dikkatimi çekmişti. Ahmet aralarındaki çalışan tek kişiydi. Herkesten farklıydı. Toplum kendinden olmayanı dışlıyor. Doğru olup olmaman önemli değil. Toplum için önemli olan onlar gibi olman.
-Olaylardan çıkardığın tek sonuç bu mu gerçekten?
Vicdanım bir kere de beğen beni. Bir insanın vicdanı kendini bu kadar mı sevmez? Gene suskunluğa gömüldü. Arada sırada ortaya çıkıp laf sokuyor.
Buradan nasıl kurtulacağım diye düşünürken bir yerlerden ağlama sesleri gelmeye başladı. Ahmet sesi duyar duymaz, sesin geldiği yere koştu. Ben de peşinden gittim. Birisi ölmüştü. Ölenin yakınları feryat figan ağlarken bir kaç kişi kefen parasını konuşmaya başlamıştı. Ölen bir yoksuldu. Kefen paraları bile yoktu. Kasabanın bütün genci bir kefen parası bulamamıştı. Ahmet yalan dünya diyerek üstündeki ceketi çıkarıp ölünün üzerine örttü ve cenazeyi kaldırdılar. Bizim Ahmet birden oldu Ahmet Bey ceket de Ahmet Bey'in ceketi. Meğerse tüm keramet ceketteymiş be Ahmet.
Anlamıştım Ahmet ceket giymiyordu sadece, kefenini de sırtında taşıyordu. Anlamıştım ya nasip, ya kısmeti. Yatmadan önce "sabaha ya kısmet" demesinde 'uyuyup da bir daha uyanmamak var'. Nasip demesinde de hem gün başlayınca rızkını çıkarmak için çalışmaya başlama besmelesi hem de 'bakalım ölüm bugün kimin kapısını çalacak' sorusu vardı.
Birden alarm sesi ile irkildim. Tamamen özgürdüm ve alarmı erteledim. Böyle bir rüyanın ardından beş dakikalık uykuyu hak etmiştim.




Yorumlar

Yorum Gönder

Bu blogdaki popüler yayınlar

Bahsetsem Ne Fayda

Yazan Ve Yöneten

Dünyanın En Tahmin Edilebilir Adamı