Bilsem anlatırdım. Hep sonradan oldu haberim. Ben de büyümek istedim, büyüyemedim. Tanık olan değil bizzat yaşayan anlarmış bazı şeyleri, ben nereden bileyim. Ben doğru dürüst yaşamadım ki, anlayamadım. Yaş aldıkça çenem düştü, hiç yaşamadığım şeyler hakkında atıp tuttum. Bu böyledir, şu şöyledir, o işler öyle değil. Kalbim çatlayıp yarılır gibi olmadan nereden bilecektim o sözün aslında neden bahsettiğini? Kulaklarım cayır cayır yanıp da buz tutmadan anlayabilir miydim o sahneyi? Çok da iyi bilirim aslında bu şiirler bu filmler hep yalan dolan, ağlatmak için yapıyorlar milleti. Bunu bile isteye okudum izledim hep, neye yaradı ki? Başıma gelmeden bilemedim, hatta hazırlıklı bile değildim. Çok değil iki saniye önce kahkahalar atan dostum bir anda karşımda hüngür hüngür ağlamaya başlayınca hissedeceğim çaresizliğe karşı uyarsalar beni bir şey ifade eder miydi? Reddedilmeyi tadan bir başka dostuma vereceğim tesellinin lakırdıdan başka bir şey olmadığını anlatsalar bana, bu beni durdurur m...
Beni bilen bilir. Kendimi bildim bileli film izler dururum. Son zamanlarda çok sıkıldım ama duruldum. Niye bıktım diye ne sensör ne ben söyliyim. E madem sordun hadi söyliyim. Millet sanıyor ki sinemayı seven herkes film çekmek için yanıp tutuşuyor. Ben de sikefil diye etiket olmuşum bir kere, kurtuluşum yok. Mütemadiyen yakama yapışıp lüzumsuz bir sidik yarışına sokarlar beni. Durup dururken önerdiğim filmi boklar, izlemediğim bir filmi ortaya çıkarıp çocuk gibi sevinir bu dangalaklar. Avuçlarımın arasına bu dingillerin suratını yerleştirip, hafif ama seri darbelerle tokatlamak suretiyle şefkatli bir tonda seslenirim: be abim be kardeşim, ah canım benim, gözlerimin içine bak ve bana derinlerde ne gördüğünü söyle, sence çok mu sikimde? Günlerden bir bayram günü, bir akraba ziyareti, hiçliğin ortasından, sessizliği yırtarcasına cevabını kimsenin iplemeyeceği bir soru yükselir: noldu naptın şu film işlerini? Ah amca teyze başı sonu olan bi proje mi bu sanki napçam, seyretmeye devam ...
Bu seninle değil benimle ilgili. Sen sadece bir sebepsin benim için. Beni bilirsin: tipi vasat, boyu kısa, kalıbı zargana. Hani şiddetli bir rüzgarda her an uçabilirim. Dışım içime sirayet etmiş, zavallının tekiyim. Sesimi çıkarıp hakkımı savunamam ama alttan almayı iyi beceririm. Ağzım laf yapmaz, zaten anlatacak pek bir şeyim de yoktur. Belki ‘iyi çocuk’ diye bahsederler arkamdan, kimseye ‘hayır’ diyemediğimden muhtemelen. Besbelliyim, merak edilecek bir şey yok hakkımda. Hep buralardayım, beni arayan eliyle koymuş gibi bulur. Elimden çok iş gelmez, ortalamanın bir tık üstünde veya bir tık altındayım. Ben dünyanın en tahmin edilebilir adamıyım. Kendimi aşağılayıp teselli beklediğimi sanma sakın, iyi özelliklerim de yok değil. Ama sen hep yetersizliğimi hatırlattın bana. Bende eksik ne varsa yüzüme vurdun. Oysa benim şikayetim yoktu, halimden memnundum. Rutinimden şaşmaz, evimden çıkmazdım. İnan bana ben böyle yıkık bir adam değildim. Beni sen bu hale getirdin. Seni görmeden hemen önc...
Yorumlar
Yorum Gönder