Seni Sormadığım Günler

Seni sormadığımda başım metrobüs camında oluyor. Telefona eğik. Twitter’a bakıyor, insanların yazdıklarını uzaktan izliyorum. Anlam veremiyorum. Hiçbir şeye. Yaşım geçtikçe anlarım sanıyordum. Yanılmışım. Hiçbir şeye anlam vermeye çalışmanın bir anlamı yokmuş. Bunu öğrendim. Daha neler öğreneceğimi bilmemek korkutsa da beni geri bırakmıyor, yaşamaktan.

Seni sormadığımda müdürden azar yiyor oluyorum. Başım önde genellikle yerdeki fayanslarda oluyor. Müdür Bey bana söylemediği şeyleri söylediğini iddia ederek bana hesap soruyor: “O yazı nerde?” Ben o yazıyı ve bilumum yazıları arıyorum. Sen aklıma gelmiyorsun. Aklıma gelmediğin için kızmıyorum sana. Hiçbiri senin yüzünden olmuyor.

Seni sormadığımda bir şekilde hiçbir şeyin içinden çıkamaz oluyorum. Çıkmak büyük bir olay oluyor. Geçmişime dönüp suçlu arıyorum. O sen olmuyorsun. Genellikle şarkılar suça eşlik ediyor. Filmler beni suça götürüyor. Aha diyorum. İşte bu yüzden aklıma gelmiyor gelmesi gereken şeyler.

Doğru hareket etmek ne büyük bilgelik. Doğru konuşmak. Doğru bakmak. Dosdoğru olmak. Bilmiyorum. Seni sorsaydım belki bunlar olmazdı. Belki de olurdu. Ama olsun, en azından seni sormamış olmazdım. Doğru kelimeyi arıyorum. Doğru cümleyi, şarkıyı, filmi. Beni her zaman doğruya meylettirecek olan şeyi. 

Her şey seni sormaya başlamakla renkleniyor. Şindler’in Listesi’ndeki gibi. Çabaladım di mi?



 

 

 

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Bahsetsem Ne Fayda

Yazan Ve Yöneten

Dünyanın En Tahmin Edilebilir Adamı