Lüzumsuz Düşünceler



Geceleri tek başımayken ölümü düşünüyorum. O an yaşam göğsümde biricikleşiyor. Ölüm korkusu ruhumu kaplıyor. Biliyorum düşündüğüm bunca şeyi duyduğunuzda bana güleceksiniz. Ama inanın biraz üzerinde düşünseniz bana hak verirsiniz. Ne mi düşünüyorum? Anlatacağım ama daha ben bile tam olarak anlamamışken size bunu nasıl anlatacağım bilmiyorum. Yabancılaştığımı hissediyorum. Dış dünyaya, sevdiklerime hatta kendime bile.
Hiçbir şeyden his duymayı beceremiyorum. Hayatımı bir dizi izler gibi izliyorum. Sıkıldığım yerde açmamak üzere kapatamıyorum da. Biliyorum ki kapandığında öleceğim. Evet gene ölüme geldim. Her yazımın ucu ölüme dayanıyor.
Hiç çok sevdiğiniz birini kaybettiniz mi? Hepimiz ya kaybetmişizdir ya da kaybetme adayı. Yaşam ve ölüm; akrep ve yelkovan gibi birbirini takip ediyor. Bir gün bu kovalamaca bitecek. Sonuçta ölüm kısa bir bitiş, sonsuz bir başlangıçtır. Bir şairden alıntı yapmak istiyorum. ''İnsan, bir meyvenin çekirdeğini taşıması gibi ölümü kendi içinde taşımaktadır.'' Ben de bu durumun farkında olmadan nasıl yaşayabilirdim ki? Evet kaybettim sevdiğimi ama birçok şeyi de kazandım aslında. Öldü demek yerine 'yaşadı' demeyi öğrendim mesela. Zira insanlar doğar ve ölür; kimileri ise doğar, yaşar ve ölür. İnsanın bir kez öldüğüne de inanmam. İnsan zaman içerisinde ölür hatta sık sık ölür ve yeniden doğar. Ölüm olmasaydı hayat bütün güzelliğini kaybederdi. Yani öleceğini bilmek dehşet veren bir kavram değil aksine özgürleştirici ve hayata anlam katan bir bitiş, bir hediyedir.
Giden gitti. Geminin ardından bakanlar ne yapacak? İçlerindeki o boşluğu nasıl dolduracak? Bana sorarsanız, 'dolduramayacak'. Bu zaten kitaplardan okuyup, filozoflardan öğrenebileceğimiz bir şey değil. Ben de bilmiyorum. Sadece her şeye rağmen hediyeyi beklemem gerektiğini biliyorum.
İslam felsefesine göre ölüm bir bitiş değil başlangıçtır. Reenkarnasyona göre ruhun başka bedenlere göç etmesidir. Ateistlere göre ölümden sonrası bir hiçliktir. Bana göre hiçlik orada değil tam olarak burada. Bakmayın o çok satan kişisel gelişim kitaplarına. Bizler evren denen o koca muammanın içerisindeki dünyanın yok sayılacak kadar küçük, aciz insanlarıyız. Velhasıl kelam ne başlangıçtır ölüm ne de son. Yok oluş veya varoluş da değildir. Gerçektir ölüm, buz gibi, kaskatı bir gerçek. Ölümü düşündüğümde ruhumu kaplayan o korku tam olarak bu işte. Gerçekten korkmak.


Kitap önerisi: Sait Faik Abasıyanık: Lüzumsuz Adam



Yorumlar

Yorum Gönder

Bu blogdaki popüler yayınlar

Bahsetsem Ne Fayda

Yazan Ve Yöneten

Dünyanın En Tahmin Edilebilir Adamı