Yorgunum Ben




Bir varmış; bir yokmuş
Evvel zaman içinde
Kalbur saman içinde
Develer tellal iken
Pireler berber iken
Ben dedemin beşiğini tıngır mıngır sallarken
   Eğlenceyi seven bir ağustos böceği varmış. sürekli saz çalarmış. Canını dişine takarak çalışan da bir karınca varmış.
    Evet masalı herkes biliyor. Sonunda bencil, hayırsız, sözde çalışkan karınca bizim ağustos böceğini tersliyor, üstüne alay ediyor. Ben bu masalda ağustos böceğinin yanındayım. Tüm hayatı boyunca çalışan insanlar ve şuan yatağından yeni kalkmış sigarasını yakan ben. Şuan yatağından kalkıp az sonra yatağa yatacak olan gene ben. Sigarasını söndürmeden bir diğerini yakan benden farksız biri değil. Pardon ben ağustos böceği de olamam. Ben eğlenmiyorum. Hayatı zevksizlik üzerine kurulu rezil bir insanım. Bir günüm az önce yazdıklarımın beş veya altı tekrarından oluşuyor.
    Çok mutlu bir ailede büyümedim ben. Tolstoy der ki ''"Mutlu aileler birbirlerine benzerler. Her mutsuz aileninse kendine özgü bir mutsuzluğu vardır." Bizim ailenin mutsuzluk kaynağı benim. Arkadaş çevrem yoktu. Kızlarla da aram pek iyi değildi. Aslında nefret ederdim onlardan. Aldatırdım. İnsanları manipüle eder, kendi çıkarlarım için kullanırım. Nadiren de olsa severim onları. Bütün bu huysuzlukların daha da fazlasıyım. Böyle birine kim iş verir? Ağustos böceği olmayı kolay mı sandınız siz? Hiçbir şey olmayı becerememek nasıl bir duygu biliyor musunuz? İşte ben kendimi eğlendirmekten bile aciz biriyim. Hastayım. Ne iyi insanların yanındayım ne de kötü. Uyanmak nedir bilmiyorum ama uykum yok. Nefret doluyum ama seviyorum. Siz ben olmayı beceremediğiniz için bu yataktan kalkıyorsunuz. Bu yataktan kalkanların ortak özelliği kendilerini kandırmaları. Sigarayı içerken keyif alabilirsiniz aksine ben ölmek için içiyorum. Keyif benim için tuvaletten çıkıp yatağıma geldiğim o an. Sukûnetle uyumaya devam etmeliyim. Şimdilik yorgunum ya ileride daha kötüsü olursa. Belki onlar gibi sahte davranamıyorum, düşünemiyorum ya da onlar gibi sevemiyorum yaşamı ama yine de insanım ben. Evet insanım. Beni bu duruma düşüren insanlardan. Beni bir sokak köpeği gibi dışarı attıklarından beri böyleyim. İnsan değil de bir böceğimdir belki. Yere bir şey döktüklerinde sürü halinde oraya gelir ve onların midesini bulandırırım. Kısacası ben bir böceğim. Her neyse. Bilmiyorlar ki her ne kadar böcek de olsa bu böceğin insani duyguları var. Üstelik bir böceğin söyleyemediği duyguları hissetme yeteneğine sahip bir böcek. Başım dönüyor. Ayağa kalkacak gücüm yok. Yine de hayat devam etmek zorunda ve ben de uyumak.











Yorumlar

  1. Her zaman üçüncü bir yolun mümkün olduğunu düşünenlerden olmalıyız. Üçüncü yol, yani ne çalışıp da çalıştığını paylaşmayan bir karınca ne de yatarak başkalarının verdikleriyle geçinen ağustos böceği. Biz çalışırken verilen her şeyin bir emanet olduğunu bilenlerdeniz. Hiçbir şey bize ait değil. O, isterse verir isterse vermez. Bize düşen çalışmaktır. İbadet kelime de çalışmak demektir zaten.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Allah bizi üçüncü yolun doğruluğundan ayırmasın.

      Sil

Yorum Gönder

Bu blogdaki popüler yayınlar

Bahsetsem Ne Fayda

Yazan Ve Yöneten

Dünyanın En Tahmin Edilebilir Adamı