Acun mu, Macun mu?
Pazartesi sendromunun bittiği bu günlerde hayatımızı eve
sığdırıyoruz. Hangi günde olduğumuzun bir önemi yok. Öyle ki geçenlerde uzaktan
aldığım dersi hafta sonu çalışırım diyerek ertelemiştim. Meğer zaten hafta
sonundaymışız. Bir öğrenci her türlü bahane üretme yeteneğine sahiptir ne de
olsa.
Bu günlerde sosyal hayatımızı teknolojiye hapsettik.
Görüntülü konuşmalar, mesajlaşmalar, sosyal medyada gezinmeler oldukça arttı.
Yazım, bunların iyiliği ya da kötülüğü ile alakalı değil. Daha çok varlığını
üzerime dayatan birkaç şey üzerine.
Son zamanlarda Survivor’u izleyenlerin kitlesi oldukça
arttı. Önceleri insanların vakit öldürmek için yaptıkları davranışları saçma bulur
eleştirirdim. Artık bu fikri üzerimden tamamen attım. Çünkü bir insan nasıl
mutlu oluyorsa öyle yaşamalıdır. Herkesin kendi hayatını mahvetmeye hakkı
vardır. Ne kadar az mahvederse o kadar çok mutlu olur. Yani Survivor’un
toplumsal yönden etkilerini değil de kendi üzerimden bir eleştirisini
yapacağım.
Acun’u tanımayan yoktur. O yüzden biraz macundan bahsetmek
istiyorum. Çocukluğumu geçirdiğim ev PVC pencereye sahip değildi. Penceremiz
tek camdan ve tahta bir çerçeveden oluşuyordu. Cam macunu kahverengiydi. İlk
başlarda yumuşak ve şekil alabilirdi. İşte bu macunu da çerçeve ile cam arasına
koyardık ki hava geçişi olmasın. Şuan birçok ev de böyledir. Küçükken o macunu
tırnaklarımla kazıyıp, çıkarır ve oyuncak yapardım. Tabi her camdan az az
alırdım ki anlaşılmasın.
Çocukluğumun bu aksiyonlu oyuncak yapma yöntemi Acun’un
yönettiği ya da organize ettiği bütün TV programlarından daha zevkliydi. Sosyal
medyada gezinirken varlığını üzerime dayatıp duran Survivor ya da türevleri
sizden kurtuluş var mı?
Ay ben de koparırdım o macunları
YanıtlaSilMaalesef yok
YanıtlaSiltamam o zaman öyle olsun :(
Sil22 Yaşımdayım ve ömrümün yarısından fazlasının her baharında Survivor gördüm. Ben pes ettim, Acun etmedi.
YanıtlaSil